Şirin Hayaller Dükkanı
Bu blog şirinliklerle doluu ^^
10 Mayıs 2016 Salı
24 Ocak 2016 Pazar
15 Tatillllll :)
Merhabalarrrrrrrr , bugün tatilin 3. günündeyiz ve ben şimdiden okulu özledim. Çünkü canım sıkılıyor :/ Sizinde sıkılıyorsa gelelim önerilerimize ;
Eğer DERSLERİNİZ kötüyse ;
Eğer DERSLERİNİZ kötüyse ;
1. Mutlaka bir tatil programı hazırlayın.
2. Ailenizle birlikte tatil yapın.
3. Tatilde ders çalışmayı ihmal etmeyin.
4. Günün, haftanın ve yarıyıl tatilinin sonunda ulaşmayı düşündüğünüz yeni hedefler belirleyin.
5. Konu tekrarı yapın.
6. Eksik kalan konuları tamamlayın.
7. Yeni konulara çalışın.
8. Bolca kitap okuyun.
9. Dinlenmeye ve gezmeye vakit ayırın.
10. Sosyal faaliyetlere (tiyatro, sinema, konser, spor vb) zaman yaratın ki aklınız darmadağan olmadan kurtulsun.
Ben Böyle İyiyim :D Diyenler İçin ;
1. En azından biraz konu tekrarı yapın.
2. Aile ziyaretlerinde bulunun.
3.Kitap okumayı ihmal etmeyin.
4. Sosyal faaileyetlere zaman ayırın (tiyatro, sinema, konser, spor vb) .
5. Televizyon , bilgisayar , telefon , tablet vb. elektronik araçlarla da zaman geçirin fakat en fazla 4 saati geçmesin.
6.Kitap yazmayı deneyebilirsiniz.
7. Zeka oyunları ( sudoku , anagram, labirent, satranç vb. ) oynayın.
11 Ocak 2016 Pazartesi
Şiir - Öyle Bir Geçer Ki Zaman
Öyle Bir Geçer Ki Zaman
Öyle Bir Geçer Ki Zaman
Dünyaya geldiğinde, başlar zaman
Şanslıysan su gibi, akar gider zaman
Şansın yok ise, vay haline o zaman
Öyle, bir geçer ki, zaman
Şanslıysan su gibi, akar gider zaman
Şansın yok ise, vay haline o zaman
Öyle, bir geçer ki, zaman
Gençlik çağlarında, delirir zaman
Olgunluğunda sıkılırsın, zaman zaman
Öyle, bir geçer ki, zaman
Geçmişi düşündüğün, zaman
Muhasebe yaparsın, zaman zaman
Ya ağlarsın, ya gülersin, o zaman
Öyle, bir geçer ki, zaman
Muhasebe yaparsın, zaman zaman
Ya ağlarsın, ya gülersin, o zaman
Öyle, bir geçer ki, zaman
Yanında kimseyi, bulamadığın zaman
Yolun sonunu, gördüğün zaman
Yaradan'a sarılırsın, işte o zaman
Öyle, bir geçer ki, zaman
Yolun sonunu, gördüğün zaman
Yaradan'a sarılırsın, işte o zaman
Öyle, bir geçer ki, zaman
Eşref Boyraz
Dersi Anlamak
Ders Çalışmaktan Sıkılmamak İçin Ne Yapmaliyim?
Okullar acildi, dersler basladi.Büyük kücük okula giuden herkesde ders calisma zorunlugu var.Zounluluk dedim cünkü, öncelile der calismanin ne kadar önemi oldugunun farkina varilmalidir.
Ders calismaya zorunluyuz cünkü, yarinin basarilari bugünün calismalarindan olusan tuglalarla insa edilecektir.
Öncelikle derslere severek calisma motivasyonlari hazirlayin kendinize.
Buna ragmen hala asagisaki iki soru kafanizi yoruyorsa, iste kisaca faydalanabileceginiz öneriler;
Ders calismaya zorunluyuz cünkü, yarinin basarilari bugünün calismalarindan olusan tuglalarla insa edilecektir.
Öncelikle derslere severek calisma motivasyonlari hazirlayin kendinize.
Buna ragmen hala asagisaki iki soru kafanizi yoruyorsa, iste kisaca faydalanabileceginiz öneriler;
1- Ders çalışmak istemiyorum.
2- Bir süre çalıştıktan sonra sıkılıyorum.
2- Bir süre çalıştıktan sonra sıkılıyorum.
Öğrencinin çalışmaya başladıktan bir süre sonra gergin oluşunun ve başının ağrımasının nedeni çalışma ortamının iyi havalandırılmamasıdır. Havalandırılmayan odada oksijen azalır Odadaki oksijensizlik gerginliğe ve baş ağrısına neden olur. Gerginlik ve baş ağrısı çalışmayı sıkıcı hale getirir. Öğrenci bir süre sonra çalışmaya son verir. Bunun önüne geçmek ve çalışmayı daha sağlıklı bir şekilde sürdürmek için belirli aralıklarla dinlenme süresi tanınmalı. Bu süre içerisinde de çalışma ortamı mutlaka havalandırılmalıdir.
Uzun süre çalışmayı engelleyen diğer bir faktörde sınava hazırlanan adayın ne kadar çalışması gerektiğini bilememesi ve çalışmaya ara vermemesinden kaynaklanmaktadır. 'Bazen kaç saat çalışmam gerektiğine karar vermekte güçlük çekiyorum. İdeal çalışma süresi ne kadardır.
Ara verdiğimizde ders çalışma isteğinin kaybolmaması için ne yapmalıyım?' Sorunlarını yaşayan öğrencinin öncelikle bilmesi gereken şey: çalışma süresi yapılan çalışmanın niteliğine ve öğrencinin öğrenme ihtiyacına göre değişir. Konuyu öğrenmek için yapılan çalışmalarda çalışma süresi 50 dakika ile 1 saat arasında değişebilir.
Öğrenilmiş bir konuyu pekiştirmek için soru çözümü yapılıyorsa bu süreyi 1,5 saate kadar çıkartılabilir. Bazen öğrenciler kendisini iyi hisseder, ara vermeden çalışmayı sürdürür. 'Hiç çalışmamak ne kadar yanlış ise ara vermeden çalışmayı sürdürmek de o kadar yanlıştır.'
Öğrenci o anda çalışmaktan verim aldığını düşünse bile daha sonraki çalışmalarını aksatacağından dolayı bu şekilde çalışmak iyi değildir.
Günlük çalışma süresini üniversite adayının ihtiyacı belirler.
Bütün öğrenciler için günde şu kadar saat ders çalışırsanız sınavı kazanabilirsiniz demek yanlıştır. Burada ölçü her öğrencinin gerektiği kadar çalışmasıdır. Konuyu ne kadar sürede öğreniyorsanız o süre kadar çalışın. Arkadaşlarınızın çalışma süresi size uymayabilir. Konuyu öğreniyorsanız sürenin bir önemi yoktur.
Fakat kaç saat çalışırsanız çalışın bunu düzenli bir şekilde yapmalısınız. Mutlaka ders çalışma saatlerinizi ve dinlenme süresini belirleyerek düzenli bir çalışma sergilemeniz faydalı olur.
Çalışma süresi kadar dinlenme süresi de son derece önemlidir. Dinlenme süresi 15 ile 20 dakika arasında değişebilir. Öğrenci dinlenme süresini çalışma odasının dışında geçirebilir. Bu arada çalışma odasını havalandırabilir. Farklı bir mekanda dinlenme süresini geçirmek öğrenciyi daha iyi dinlendirir. Dinlenme anında bol bol oksijen alınmalı. Öğrenci yaşadığı evin durumuna ve hava şartlarına göre dinlenmeyi balkonda veya pencereden dışarı bakarak geçirebilir. Çünkü birey böylece temiz havayı solunum yaparak beyninin ihtiyacı olan oksijeni sağlar. Ayrıca bireyin açık hava ile temas etmesi vücudunu rahatlatır.
..Bu rahatlık daha sonraki çalışmalara istekli başlamanın ve çalışmanın verimli olmasının temel şartıdır.
Dinlenme süresinde zihni bir sonraki çalışmaya hazırlamak için çalışılacak dersleri ve konuları düşünmelisiniz. Bireyin motivasyonunu kaybetmemesi için bazen hedeflediği üniversite ve bölümü düşünmesi, başaracağını hayal etmesi, zihnini hep başaracağına dair düşüncelerle doldurulması çalışma isteğini kamçılar
Yani her zaman söylendigi gibi, basarmak önce sizin kendinizde baslar
Sıkıntı -_-
Öyle anlarımız olur ki içimizi sıkıntılar kaplar hafakanlar ba*sar ne yapsak ne etsek bir türlü can sıkıntısından kurtulama*yız bütün gün oflayıp puflarız.Acaba can sıkıntılarımızın ne*deni nedir ve bunu nasıl giderebiliriz?
Can sıkıntıları aslında Rabbimizin bize verdiği sonunda çok faydasını göreceğimiz güzel bir histir.Tabii ki eğer can sıkıntısı*nı fikir ufkumuzun genişlemesine ve aydınlanmasına bir vesi*le bir kaynak olarak görürsek güzel bir histir.
Hepimiz kabul ediyoruz ki içimizde boşluklarımız eksikleri*miz gediklerimiz var. Ruhumuz ibadet etmek dua etmek yalvarmak yakarmak istiyor."Canım sıkılıyor" diyor ve bize bu konuda bir şeyler yapmamızı söylüyor.Bunu duyan nefsimiz " hemen harekete geçiyor müdahale ediyor ve bizi gereksiz fay*dasız hatta zararlı şeylere yöneltiyor.Bilmeliyiz ki can sıkıntı*mızın nedeni nefse uymanın getirdiği tabii bir sonuçtur."Ca*nım sıkıldı" diyerek televizyonu açıp karşısına geçiyor hobilere başlıyor ya da en sonunda tası-tarağı toplayıp seyahatlere çıkı*yoruz.
İnsanlar hep aynı rolleri oynamaktan aynı işleri yapmaktan dolayı dünyayı sıkıcı bulabiliyorlar.Demek ki canımız aynı monoton hareketleri tekrarlamaktan dolayı sıkılıyor.Özellikle bilinmeyen garip meselelerin ürkütücülüğü bizi yeniliklere her zaman kapalı tutuyor.Eskiler de bir ülfet göz alışkanlığı hasıl ettiği için eski ve sıkıcı geliyor.Oysa düşüncelerimizi merak ve hayret uyandıran meselelerle genişletmek zorundayız.Çünkü düşüncelerimiz sınırlandığı daraldığı için içimizde daralmalar başlıyor.O halde önce düşüncelerimizi genişletmenin yolunu bulmalıyız.Bu durumda can sıkıntımızı gidermenin en güzel yolu da kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor.
Tefekkür etmek...Tefekkür etme olayını ancak nefsimizle mü*cadele ederek başarabiliriz içimizdeki "benlik" hapishanesin*den kaçmanın çevremizdeki "nefis duvarı"nı aşmanın tek yolu var.Sessiz sakin bir yerde tek başımıza oturmak düşünceye tefekküre dalmak.Kusurlarımızı hatırımıza getirip acizliğimizi anlamak.Nefsimizin ha bire kendisini müdafaa ettiği Öne sür*düğü mekanizmayı bozmanın yolu ancak kişinin kendini tanı*masıyla kendi kâinatını okumasıyla mümkündür.Bunu da an*cak her an akıllı ve uyanık olmakla başarabiliriz.
Fikirlerimizi incelemeyi böylece kendimizi tanımayı öğren*meliyiz. İçinde yaşadığımız dünyayı çevremizi derûnumuz-daki zaaflarımızı takip eden sürekli gözlem altında tutan ger*çekçi bir insan olmalıyız.Elbetteki bu yöntem bizi ebediyen sı*kıntıdan kurtaracak değildir.Zira sıkıntı ve zahmet hayatın vazgeçilmez unsurlarından biridir.Ama bu yöntem bizim dar sınırlarımızı genişletir ve bizi zevkli fikir seyahatlerine götürür.Çoğumuz belli meslekler ve meşguliyetler sahibi insanlarız.Ama bir mesleğin sahibi olup kendimizi yalnızca buna alıştırıp bununla sınırlandırırsak bir zaman sonra sıkıntı bıkkınlık ve monotonluk içine düşeceğimiz muhakkaktır.
Yalnızca yapa gel*diğimiz meşguliyete hapsolmamalı başka şeyler de aramalıyız. Çünkü sürekli aynı şeyleri yapmak bir zaman sonra sabitleş*memize yol açıyor ve gelişmemizi engelliyor.Özellikle düşünce dünyamız bilgi dünyamız daralıyor ve bu da olaylara dar çer*çeveden bakmamıza sıkıntılara düşmemize yol açıyor. Bu yüz*dendir ki tefekkür bizim dar dünyamızı genişliğe ve aydınlığa çıkarmak için başvuracağımız en güzel yoldur.
Tanınmış düşünür Bertrand Russell şöyle diyor: "Mesut bir havat için belli ölçüde sıkıntılara tahammül gücü şarttır.Büyük adamların ekserisinin hayatı birkaç önemli an hariç hareketli ve alâka çekici olmamıştır. Sıkıntıya tahammül edemeyen bir nesil ancak küçük adamların nesli olabilir."
Sıkıntılardan kaçıp kurtulmaya çalışarak çoğu zaman kendi*mizi yanlış uğraşılara yönlendiriyoruz.Bunu da monotonluğu*muzu sabitliğimizi öne sürerek yapıyoruz. Değişik şeyler yap*ma isteğimiz bizi çoğu zaman zararlı şeylere itebiliyor. Oysa ha*yat devamlı olarak heyecan ve hareketten ibaret değildir.
Haya*tın tabii iniş-çıkışlarından med-cezirlerinden hoşlanmaya bak*malıyız. Ancak sıkıntıya tahammül eden sıkıntısını güzel ve verimli çalışmalarla yenmesini bilen insan olgunluğa erebiliyor güçlü ve zengin bir iç dünya sahibi olabiliyor.Yoksa can sıkıntı*larını bahane edip evde faydasız şeylerle vakit öldürmek kom*şulara ya da uzak mesafelere seyahatlere gitmek insanın ken*dinden kaçışından başka bir şey değildir.
Her can sıkıntısı yaşadığımızda içimizde bir daralma hissetti*ğimizde tefekküre dalabilsek şu kendi kâinatımızı okumayı dü*zenli olarak yapabilsek ne kadar çok faydalar elde edeceğimizi tahmin etmek zor olmasa gerek.Cato isimli bir düşünür bakın ne diyor: "Düşünmekten daha faal kendi başına olmaktan daha sakin olunamaz."
Gerçekten de tefekkür çok verimli bir düşünce faaliyetidir.Böylece yapıcı ve keşfedici faaliyetlerin kaynağı olan faal sessiz*liği bulmuş oluruz. Evet.Faal sessizlik...Sessiz sakin kimsenin olmadığı bir mekânda tek başımıza oturmak tefekküre dalmak suretiyle sessiz bir faaliyet içine giriyoruz.Belki görünüş itibariyle hiçbir şey yapmıyor görünüyoruz ama düşüncelerimizde aşırı bir faaliyet meydana geliyor.
Netice olarak,tefekkür,faaliyet yolunu ve şeklini öğreten en güzel yöntem ve can sıkıntılarımızı gidermenin de en güzel yoludur.
Aslında bizi tefekküre yönlendirdiği için can sıkıntılarımıza teşekkür bile etmeliyiz.Hatta belki de Rabbimiz can sıkıntıları*mızı bize tefekkür edelim faydalı meşguliyetlerle kendisine yö*netelim diye veriyordur ne dersiniz?
O halde hepimiz can sıkıntılarımızla tefekkür arasında sağ*lam bir köprü ve güzel bir dostluk kurmaya çalışalım.Ve böyle*ce her zaman içimizi daraltan can sıkıntılarımızın gereksiz ol*madığını ne kadar verimli faaliyetlere yol açtığını görerek mutlu olalım...
alıntıdır
Can sıkıntıları aslında Rabbimizin bize verdiği sonunda çok faydasını göreceğimiz güzel bir histir.Tabii ki eğer can sıkıntısı*nı fikir ufkumuzun genişlemesine ve aydınlanmasına bir vesi*le bir kaynak olarak görürsek güzel bir histir.
Hepimiz kabul ediyoruz ki içimizde boşluklarımız eksikleri*miz gediklerimiz var. Ruhumuz ibadet etmek dua etmek yalvarmak yakarmak istiyor."Canım sıkılıyor" diyor ve bize bu konuda bir şeyler yapmamızı söylüyor.Bunu duyan nefsimiz " hemen harekete geçiyor müdahale ediyor ve bizi gereksiz fay*dasız hatta zararlı şeylere yöneltiyor.Bilmeliyiz ki can sıkıntı*mızın nedeni nefse uymanın getirdiği tabii bir sonuçtur."Ca*nım sıkıldı" diyerek televizyonu açıp karşısına geçiyor hobilere başlıyor ya da en sonunda tası-tarağı toplayıp seyahatlere çıkı*yoruz.
İnsanlar hep aynı rolleri oynamaktan aynı işleri yapmaktan dolayı dünyayı sıkıcı bulabiliyorlar.Demek ki canımız aynı monoton hareketleri tekrarlamaktan dolayı sıkılıyor.Özellikle bilinmeyen garip meselelerin ürkütücülüğü bizi yeniliklere her zaman kapalı tutuyor.Eskiler de bir ülfet göz alışkanlığı hasıl ettiği için eski ve sıkıcı geliyor.Oysa düşüncelerimizi merak ve hayret uyandıran meselelerle genişletmek zorundayız.Çünkü düşüncelerimiz sınırlandığı daraldığı için içimizde daralmalar başlıyor.O halde önce düşüncelerimizi genişletmenin yolunu bulmalıyız.Bu durumda can sıkıntımızı gidermenin en güzel yolu da kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor.
Tefekkür etmek...Tefekkür etme olayını ancak nefsimizle mü*cadele ederek başarabiliriz içimizdeki "benlik" hapishanesin*den kaçmanın çevremizdeki "nefis duvarı"nı aşmanın tek yolu var.Sessiz sakin bir yerde tek başımıza oturmak düşünceye tefekküre dalmak.Kusurlarımızı hatırımıza getirip acizliğimizi anlamak.Nefsimizin ha bire kendisini müdafaa ettiği Öne sür*düğü mekanizmayı bozmanın yolu ancak kişinin kendini tanı*masıyla kendi kâinatını okumasıyla mümkündür.Bunu da an*cak her an akıllı ve uyanık olmakla başarabiliriz.
Fikirlerimizi incelemeyi böylece kendimizi tanımayı öğren*meliyiz. İçinde yaşadığımız dünyayı çevremizi derûnumuz-daki zaaflarımızı takip eden sürekli gözlem altında tutan ger*çekçi bir insan olmalıyız.Elbetteki bu yöntem bizi ebediyen sı*kıntıdan kurtaracak değildir.Zira sıkıntı ve zahmet hayatın vazgeçilmez unsurlarından biridir.Ama bu yöntem bizim dar sınırlarımızı genişletir ve bizi zevkli fikir seyahatlerine götürür.Çoğumuz belli meslekler ve meşguliyetler sahibi insanlarız.Ama bir mesleğin sahibi olup kendimizi yalnızca buna alıştırıp bununla sınırlandırırsak bir zaman sonra sıkıntı bıkkınlık ve monotonluk içine düşeceğimiz muhakkaktır.
Yalnızca yapa gel*diğimiz meşguliyete hapsolmamalı başka şeyler de aramalıyız. Çünkü sürekli aynı şeyleri yapmak bir zaman sonra sabitleş*memize yol açıyor ve gelişmemizi engelliyor.Özellikle düşünce dünyamız bilgi dünyamız daralıyor ve bu da olaylara dar çer*çeveden bakmamıza sıkıntılara düşmemize yol açıyor. Bu yüz*dendir ki tefekkür bizim dar dünyamızı genişliğe ve aydınlığa çıkarmak için başvuracağımız en güzel yoldur.
Tanınmış düşünür Bertrand Russell şöyle diyor: "Mesut bir havat için belli ölçüde sıkıntılara tahammül gücü şarttır.Büyük adamların ekserisinin hayatı birkaç önemli an hariç hareketli ve alâka çekici olmamıştır. Sıkıntıya tahammül edemeyen bir nesil ancak küçük adamların nesli olabilir."
Sıkıntılardan kaçıp kurtulmaya çalışarak çoğu zaman kendi*mizi yanlış uğraşılara yönlendiriyoruz.Bunu da monotonluğu*muzu sabitliğimizi öne sürerek yapıyoruz. Değişik şeyler yap*ma isteğimiz bizi çoğu zaman zararlı şeylere itebiliyor. Oysa ha*yat devamlı olarak heyecan ve hareketten ibaret değildir.
Haya*tın tabii iniş-çıkışlarından med-cezirlerinden hoşlanmaya bak*malıyız. Ancak sıkıntıya tahammül eden sıkıntısını güzel ve verimli çalışmalarla yenmesini bilen insan olgunluğa erebiliyor güçlü ve zengin bir iç dünya sahibi olabiliyor.Yoksa can sıkıntı*larını bahane edip evde faydasız şeylerle vakit öldürmek kom*şulara ya da uzak mesafelere seyahatlere gitmek insanın ken*dinden kaçışından başka bir şey değildir.
Her can sıkıntısı yaşadığımızda içimizde bir daralma hissetti*ğimizde tefekküre dalabilsek şu kendi kâinatımızı okumayı dü*zenli olarak yapabilsek ne kadar çok faydalar elde edeceğimizi tahmin etmek zor olmasa gerek.Cato isimli bir düşünür bakın ne diyor: "Düşünmekten daha faal kendi başına olmaktan daha sakin olunamaz."
Gerçekten de tefekkür çok verimli bir düşünce faaliyetidir.Böylece yapıcı ve keşfedici faaliyetlerin kaynağı olan faal sessiz*liği bulmuş oluruz. Evet.Faal sessizlik...Sessiz sakin kimsenin olmadığı bir mekânda tek başımıza oturmak tefekküre dalmak suretiyle sessiz bir faaliyet içine giriyoruz.Belki görünüş itibariyle hiçbir şey yapmıyor görünüyoruz ama düşüncelerimizde aşırı bir faaliyet meydana geliyor.
Netice olarak,tefekkür,faaliyet yolunu ve şeklini öğreten en güzel yöntem ve can sıkıntılarımızı gidermenin de en güzel yoludur.
Aslında bizi tefekküre yönlendirdiği için can sıkıntılarımıza teşekkür bile etmeliyiz.Hatta belki de Rabbimiz can sıkıntıları*mızı bize tefekkür edelim faydalı meşguliyetlerle kendisine yö*netelim diye veriyordur ne dersiniz?
O halde hepimiz can sıkıntılarımızla tefekkür arasında sağ*lam bir köprü ve güzel bir dostluk kurmaya çalışalım.Ve böyle*ce her zaman içimizi daraltan can sıkıntılarımızın gereksiz ol*madığını ne kadar verimli faaliyetlere yol açtığını görerek mutlu olalım...
alıntıdır
Bilmeceler :D
Kutuplara giden zenci ne olur?cevap:donar
Başımda saç yok, içimde tat çok?cevap:kabak
Mantarlar niçin şemsiye şeklindedir?cevap:yağmurlu yerlerde yetiştiği için
En çok hap nerede satılır?cevap:ağrı
hangi bağda üzüm yetişmez:ayakkabı bağında
Mevlana neden dönüyormus? :çift okey okey geldiği için
Başımda saç yok, içimde tat çok?cevap:kabak
Mantarlar niçin şemsiye şeklindedir?cevap:yağmurlu yerlerde yetiştiği için
En çok hap nerede satılır?cevap:ağrı
hangi bağda üzüm yetişmez:ayakkabı bağında
Mevlana neden dönüyormus? :çift okey okey geldiği için
Çok Zor Bir Bilmece Bilene Helal Olsun!…
Deveden küçük,
Pireden büyük,
Baldan tatlı,
Zehirden acı.
Pireden büyük,
Baldan tatlı,
Zehirden acı.
ipucu:Bir meyve.Küçükken acı büyüdüm mü tatlı olur.
Ilginç Göz Testi
ARKADAŞLAR ŞİMDİ TESTİN SİZE DEDİKLERİNİ SIRASIYLA YAPIYORUZ VE ÇOK İLGİNÇ BİRŞEY.ORTAYA ÇIKIOR KORKUNÇ BİRŞEY DEGİL SADECE BİZE BİRŞEY ÖĞRETİCEK EN SONUNDA..
ALZHEIMER GÖZ TESTİ
AŞAĞIDAKİ METİNDEKİ BÜTÜN ” F ” HARFLERİNİ SAYINIZ.
FINISHED FILES ARE THE RE
SULT OF YEARS OF SCIENTI
FIC STUDY COMBINED WITH
THE EXPERIENCE OF YEARS…
SULT OF YEARS OF SCIENTI
FIC STUDY COMBINED WITH
THE EXPERIENCE OF YEARS…
(AŞAĞIYA BAKINIZ)
KAÇ TANE?
………………… 3?
YANLIŞ, METİNDE 6 TANE VAR. ŞAKA DEĞİL.
YENİDEN OKUYUN !
ALTINDA YATAN GERÇEK AŞAĞIDADIR.
BEYİN “OF” SÖZCÜĞÜNÜ SÜZEMEZ.
İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN.
GERİ DÖNÜP TEKRAR BAKIN!
GERİ DÖNÜP TEKRAR BAKIN!
İLK SEFERDE 6 “F’ BULANLAR “ÜSTÜN ZEKALI”, 3 “NORMAL”, 4 “NADİR”DİR.
:muahaha::muahaha::muahaha::muahaha::muahaha::muahaha::muahaha:
Bilmeceler Ve Cevapları (:
s-1) Üçgen bir adam öldükten sonra üçgen bir tabuta konulmasını istemiş. Adam ölmüş fakat üçgen tabuta sığmamış. Neden ?
c-1) İsteği yerine gelince zevkten dört köse olmuş.
s-2) Adamın biri gece yarısı yatağının etrafında koşuyormuş. Niçin ?
c-2) Uykusu kaçmis onu yakaliyormus.
s-3) Adamin birinin o kadar mutsuz bir evligi varmys ki kendini içkiye vermis. Bir gece sarhos olarak eve döndügünde karisi kapiyi açar açmaz düsüp ölmüs. Neden ?
c-3) Çünkü karisini çift görmüs.
s-4) Doktorla cellat arasindaki benzerlik nedir ?
c-4) Ikisi de ceza görmeden öldürürler.
s-5) Adamin biri, günesin doğduğu yer olan doguya dönükse, arkasi ne olur ?
c-5) Gölge.
s-6) Av sporuna merak salan sakar bir adama arkadaslari ne hediye eder ?
c-6) Köpegi için kursun geçirmez yelek.
s-7) Bir Iskoç’ tan daha cimri ne vardir ?
c-7) Iki iskoç.
s-8) Avcilar Hedefe nisan alirlarken neden tek gözlerini kapatirlar ?
c-8) Iki gözlerini kaparlarsa hiçbir sey göremeyecekleri için.
s-9) Yilanla kirpi evlenince ne olur ?
c-9) Dikenli tel.
s-10) Yamyamlar uçaga ne derler ?
c-10) Insan konservesi.
s-11) Kedi ileKaleci arasinda ne fark vardir ?
c-11) Biri tuttugunu digeri tutamadigini yer.
s-12) Avci, bir kursunla geyigi hem ayagindan hemde kulagindan nasil vurabilir ?
c-12) Geyik ayagiyla kulagini kasirken ates ederse.
s-13) Adamin basina radyo düsmüs, hiçbir sey olmamis. Neden ?
c-13) Radyoda hafif müzik çaliyormus.
s-14) Kral yaslaninca ne olur ?
c-14) Havlu alip kurulanir.
s-15) Mahkemede yalanci sahit kullanan avukat ne olur ?
c-15) Davayi kazanir.
s-16) Itfaiyeciler neden kirmizi kemer takarlar ?
c-16) Pantolonlari düsmesin diye.
s-17) Denizden kum nasil çikar ?
c-17) Islak.
s-18) Kral ölünce oglu ne olur ?
c-18) Yetim.
s-19) Leylek niçin tek ayak üzerinde durur ?
c-19) Öbür ayagini da kaldirirsa düsecegi için.
s-20) Hangi soruyu mutlaka cevapsiz birakiriz ?
c-20) Uyuyor musunuz ?
s-21) Yirtici bir hayvana nasil bakilir ?
c-21) Uzaktan.
s-22) Adamin biri çok zayif oldugu halde yataga yattiginda yatak kiriliyormus. Niçin ?
c-22) Uykusu çok agirmis.
s-23) En çabuk büyüyen hayvan hangisidir ?
c-23) Baliktir. Ava gidip istavrit tutan bir balikçi, arkadasina av hikayesini analtirken istavriti balina yapiverir.
s-24) Bir nehir ne zaman tembellik eder ?
c-24) Yatagindan çikmadigi zaman.
s-25) Papagini altin kafese koymuslar. Ne demis ?
c-25) Avukatimi istiyorum.
s-26) Amerikan ordusunda en büyük sapkali adam kimdir ?
c-26) En büyük basi olan.
s-27) Kurdun ensesi neden kalindir ?
c-27) Rejim yapmadigi için.
s-28) Hiyar denize düserse ne olur ?
c-28) Deniz hiyari.
s-29) Kimin önünde herkes sapka çikarir ?
c-29) Berberin.
s-30) Alti adam bir semsiyenin altinda islanmadan nasil durabilir ?
c-30) Yagmur yagmazsa.
s-31) Etrafi su ile çevrili topraga ne denir ?
c-31) Çamur.
s-32) Kutuplara giden bir zenci ne olur ?
c-32) Çikolatali dondurma.
s-33) Adamin basina minicik bir tas düsmüs, hemen ölmüs. Neden ?
c-33) Ummadigin tas bas yararmis.
s-34) Penguenler niçin koltuga oturmazlar ?
c-34) Smokinleri burusmasin diye.
s-35) Tren ne zaman suyun üzerinde gider ?
c-35) Köprüden geçerken.
s-36) Arilar hangi kovana bal yapamazlar ?
c-36) Mermi kovanina.
s-37) Yakaladigi sövalyeyi yemek isteyen aslanin neye ihtiyaci vardir ?
c-37) Konserve açacagina.
s-38) Boga ile öküz arasinda ne fark vardir ?
c-38) Bogalar ineklerin babalari, öküzler ise amcalaridir.
s-39) Iki kadinla evlenmenin en kötü tarafi nedir ?
c-39) Iki kaynanaya sahip olmak.
s-40) Bir amiralin en üstünde ne vardir ?
c-40) Sapkasi.
s-41) Patlican harikiri yaparsa ne olur ?
c-41) Karniyarik.
s-42) Napolyon’ un en meshur generallerinden Desaix yaptigi savaslarin kaçincisinda öldü ?
c-42) Sonuncusunda.
s-43) Hangi ünlü güresçi hareket halindeki treni tek eliyle durdurabilir ?
c-43) imdat frenini çeken güresçi.
s-44) Birinin denizde boguldugunu gören gemi kaptani ne yapar ?
c-44) Geminin bayragini yariya indirir.
s-45) Insan, köpek disinin agrisini ne zaman duyar ?
c-45) Köpek tarafindan isirildigi zaman.
s-46) Hangi meslekte çalisanlar çalisirken sigara içemezler ?
c-46) Dalgiçlar.
s-47) Hangi devlet dairesinde “isi olmayan giremez” diye yazi yoktur ?
c-47) Is ve Isçi Bulmu Kurumu ‘ nda.
s-48) Hangi kanun insanlari yargilamaz ?
c-48) Yer çekimi kanunu.
s-49) Iskoçya’ da komutani tabancayla yaralayan asker niçin Divan-i Harbe verilir ?
c-49) Mermi israfindan.
s-50) Lokomotif kelimesini çogul yapmak için sonuna ne eklemeli ?
c-50) Vagonlari.
s-51) Issiz bir adada tek basina kalmis bir kazazede kolunda saat olmadigi halde saatin kaç oldugunu bilebiliyormus. Nasil ?
c-51) Cep saatine bakarak.
s-52) Idama mahkum tembel bir devlet memuru, son arzusu soruldugunda ne cevap vermis ?
c-52) Bugün git yarin gel.
s-53) Türkiye’ de yükselmenin en kolay yolu nedir ?
c-53) Asansöre binmek.
s-54) Lokantaya giden horoz garsona ne ismarlar ?
c-54) Tavuk gögüsü.
s-55) Kaplan avina giden bir avcinin tek bir kaplanla karsilasmamasi neyi gösterir ?
c-55) Avcinin sansli oldugunu.
s-56) Hiç kimsenin gitmek istemedigi köy hangisidir ?
c-56) Tahtaliköy.
s-57) 500 den fazla ameliyat yapmis, on yillik bir doktoru, simdiye kadar tek bir hastasi bile ziyarete gelmemis. Bu neyi belirtir ?
c-57) Ölülerin konusamayacagini.
s-58) Duvar saati ile çok geveze biri arasinda ne gibi fark vardir ?
c-58) Birincisi hiç olmazsa ara sira durur.
s-59) Nehrin bir tarafinda otlayan öküz, karsi tarafta otlayan öküzlere baktiktan sonra, arkasini dönüp iki ayak üstünde amuda kalkmis, Karsi taraftaki öküzler bundan birsey anlayamamis. Acaba ne yapmak istemis ?
c-59) Yoksa siz de mi bir sey anlayamadiniz.
s-60) Sarhoslar hangi bilgin için “O da bizdendir” derler ?
c-60) Dünyanin döndügünü ilk iddia eden Galile için.
s-61) Adamin biri çölde tek basina kalmis. Etrafinda da kimsecikler yokmus. Birden top sesleri ve gooool diye bir ses gelmis. Ne oluyormus ?
c-61) In cin top oynuyormus.
s-62) Kisir tavuga horoz ne demis ?
c-62) Üzülme sevgilim bizde evlatlik yumurta aliriz.
s-63) Bir fil ile fare plaja gitmisler, fakat sadece biri denize girmis. Neden ?
c-63) Ortaklasa kullandiklari tek mayolari oldugu için.
s-64) Tereyagi niçin yaglidir ?
c-64) Ekmege sürerken gicirdamisn diye.
s-65) Okur-yazar olmayan zenciye ne denir ?
c-65) Kara cahil.
s-66) Siyah saçli bir adam 18 katli bir binanin en üst katindan yere düsüp parçalandigi zaman kafasi dazlakti. Saçlari ise 2-3 saat sonra agir agir asagiya dökülmeye baslamisti. Niçin ?
c-66) Çünkü adam saçlarin dökülmesini geciktirici sampuan kullaniyormus .
s-67) Renkli bir seyahat ne ile olur ?
c-67) Mavi trenle.
s-68) iki kirkayak birlesince ne olur ?
c-68) Fermuar.
s-69) Kimler için bir gün 25 saattir.
c-69) Sabahlari 1 saat erken kalkanlar için.
s-70) Herkeste oldugu halde kadinlarin, kocalirininkini kullandigi sey nedir ?
c-70) Soyadi.
s-71) Hakimle, hakem arasinda ne fark vardir ?
c-71) Biri içeriye digeri disariya atar.
s-72) Adamin basina saksi düsmüs fakat hiçbir sey olmamis. Neden ?
c-72) Adamin akli bir karis havadaymis.
s-73) Hangi tarlada sebze yetismez ?
c-73) Mayin tarlasinda.
s-74) Saat niçin tehlikelidir ?
c-74) içinde akrep oldugu için.
s-75) Memurlar sabahlari neden pencereden disariyi seyretmezler.
c-75) Öglenden sonra yapacak isleri kalmayacagi için.
s-76) Dünyadaki tüm insanlarin uymak zorunda oldugu kanun hangisidir ?
c-76) Yer çekimi kanunu.
s-77) Bir adam mahkemede yargilaniyormus. O sirada juriden çatal biçak sesleri gelmis. Ne olmus ?
c-77) Adamin hakkini yemisler.
s-78) Türkçe’ de en uzun kelime hangisidir ?
c-78) Lastik.
s-79) Doktorlarin hangi ameliyati yaparlarken gözleri sulanir ?
c-79) Omurilik sogani.
s-80) Hangi kaptanlar, gemiyi batarken terkederler ?
c-80) Iyi yüzme bilen kaptanlar.
s-81) Kaplumbaglarin en çok nefret ettigi sey nedir ?
c-81) Sirtinin kasinmasi.
s-82) Denize giren kurbaglar niçin mayo giymezler ?
c-82) Ziplarken düser korkusuyla.
s-83) Hangi bacadan duman çikmaz ?
c-83) Peri bacasindan.
s-84) Çalmak fiilinin gelecek zamani nedir ?
c-84) Hapse girmek.
s-85) Plastik cerraha ne olmus ?
c-85) Atese yakin durdugu için erimis.
s-86) Üsüyen 3 iskoç ne yapar ?
c-86) Bir mumun etrafinda toplanirlar.
s-87) Peki çok üsüyünce ne yaparlar ?
c-87) Mumu yakarlar.
s-88) Hintlilerin rus ruleti nasıldır ?
c-88) Iki Hintli sekiz ayrı sepetteki birer zehirli kobraya sirayla kaval çalarlar. Yalniz kobralardan biri sagirdir.
s-89) Ingiltere kraliçesi lagimciya “sör” ünvani verirse, lagimci ne olur ?
c-89) Boksör.
s-90) Bir insanin askeri merasimle gömülebilmesi için ne olmasi gerekir ?
c-90) Ölü.
s-91) Bir kralin önüne geçip oturmaya kim cesaret edebilir ?
c-91) Soförü.
s-92) Adam elbise dolabindan bazi gürülteler geldigini duymus ve dolabin kapisini açmis. Ne görmüs ?
c-92) Elbiselerin modasi geçiyormus.
s-93) Papaz neden hergün pilav yemez ?
c-93) Bazi günler rejim yapar.
Tavuk mu Yumurtadan , Yumurta mı Tavuktan Çıktı ?
siz ne düşünüyorsunuz ona bakalım. Sizce tavuk mu yumurtadan çıkar yoksa yumurta mı tavuktan?
- Tavuk Yumurtadan Çıkar .
- Yumurta Tavuktan Çıkar .
Soruyu basit mantıkla düşünecek olursak, aslında cevap basit. Kuluçkaya yatan hayvanlar, tavuklar var olmadan çok önce varlardı, yani mantıken yumurta tavuktan önce vardı. Fakat, soruyu "tavuk yumurtası mı tavuktan çıktı; yoksa tavuk mu yumurtasından çıktı?" diye sorunca döngüsel bir sebep-sonuç ilişkisine değinmiş oluyoruz. Yani sebep sonuca, sonuç da sebebe bağlı oluyor. Eğer ilk olarak tavuk yumurtadan çıktıysa, yumurta nereden geldi? Olsa olsa başka bir tavuktandır. Ama o tavuğun da bir yumurtadan çıkmış olması gerekmez mi? Öyleyse, hangisi daha önce var oldu ?
Cevabı ''İlk Önce Tavuk Vardı, Yumurta Tavuktan Çıktı'' Olanlar :
Bir tarafta, tavuk diyenler var. Araştırmalar gösteriyor ki, tavuk yumurtasının oluşumunda esas olan protein, diğer adıyla OV-17, yalnızca tavuk rahminde bulunuyor. OV-17 olmadan yumurta kabuğunun oluşması imkansız. Yani teknik açıdan, tavuk olmadan, tavuk yumurtası elde edemezsiniz. Ancak, her şeyin ötesinde, bu tamamen tavuk yumurtasını nasıl tanımladığımıza bağlı... Tavuk yumurtası, tavuktan çıkan bir yumurta mı? Yoksa, içinde tavuk olan bir yumurta mı? Şurası kesin, OV-17 yi üreten tavuk bir yerden gelmek zorunda. Fakat ya bir fil, içinden aslan çıkan bir yumurta verseydi, bu bir fil yumurtası mi olurdu yoksa aslan yumurtası mı?
Cevabı ''İlk Önce Yumurta Vardı, Tavuk Yumurtadan Çıktı'' Olanlar :
Bu da bizi sorunun diğer cevabına götürüyor, yani yumurta diyenler. Üreme sırasında, iki organizma genetik bilgilerini DNA olarak iletir. Fakat, DNA'nın kopyalanarak çoğaltılması sırasında bilgiler hiçbir zaman 100% aynı kalmaz. Çoğunlukla üreme ile oluşan yeni organizma açısından küçük değişiklikler içerir. DNA'daki bu küçük mutasyonlar, binlerce nesil boyunca, yeni canlı türlerinin ortaya çıkmasına yol açar. Bu genetik değişikliklerin, "zigot" yani ilk hücrede meydana gelmesi gerekir. Yani, tavuğa çok benzeyen bir canlı (diyelim ki ata-tavuk) başka bir ata-tavuk ile çiftleşmiş ve yeni DNA'daki küçük değişiklik sayesinde, ortaya, yumurta içinde büyüyen normal bir tavuk çıkmıştır. Yani yumurta mı ilkti?
Sorunun Cevabı Evrimsel Biyoloji Konusunda Yatıyor :
Buna cevaben önce tavuğun geldiğini savunanlar, yumurtanın tavuk yumurtası değil hala ata-tavuk yumurtası olduğunu; o yüzden ilk yumurtanın değil, tavuğun gelmiş olması gerektiğini söyleyerek karşı çıkabilirler. Fakat yeni canlı türleri hiçbir zaman tek bir genetik değişiklik sonucunda ortaya çıkmazlar. Biz insanlar, tüm yaratıkları değişik kategorilere ayırarak sınıflandırıyor olsak bile, bu durum içinde bulunduğumuz şartları yansıtır, milyonlarca yıl önce var olan durumu değil. Evrim süreci o kadar kademelidir ki, tek bir ata-tavuk çoğalması ile gelen değişiklik, yeni bir tür olarak açıklanamaz. Bu durum, köpeklerin kurtlardan evrimleşerek günümüze gelmesine benzetilebilir. İnsanlar kurtları evcilleştirdikçe, köpek ırkı varolmus ve çeşitlenmiştir. Hiçbir zaman bir kurt bir köpek doğurmamıştır. İnsanlardan korkmamak ya da saldırgan olmamak gibi bazı özellikler nesiller boyunca sürekli seçilegeldiği için, bu davranış biçimleri zamanla genetik koda yerleşerek, türler arası ve dolayısıyla davranış eğilimleri arası farklılık yaratmıştır. Peki bu bizi nereye getiriyor?
2 farklı senaryodan bahsetmek mümkün. Çok eski çağlarda yumurtlama kabiliyeti olan bazı canlılar, kademeli olarak ata-tavuk ve sonra da ata-tavuk yumurtaları yarattılar. Bu yumurtaların birinde, selektif avantaja sahip olan bir DNA değişikliği oldu. Böylelikle ilk tavuk var oldu ve ilk tavuk yumurtalarını var etti. Bu durumda, teknik olarak tavuk ilktir. Ya da 2. senaryoya göre, bir ata-tavuk, bizim normal tavuk yumurtası dediğimiz şeyin içinde büyümüş bir tavuğa hayat verdi. Bu açıdan bakınca, ilk yumurta ortaya çıkmış oldu. Bu da bizi yine aynı tanım sorusuna geri getirmiş oluyor: Peki tavuk yumurtası nedir?
Önce Yumurta Çıktı Ve Olay Çözüldü :
Aslında bu oldukça anlamsız bir soru, fakat günün sonunda herkesin üzerinde anlaştığı tek seçenek. İster normal tavuk yumurtası deyin, ister ata-tavuk yumurtası, ilk normal tavuk bir yumurtadan çıktı.
İlk önce yumurta vardı. Başka bir deyişle, tavuk yumurtadan çıktı.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)